11 Eylül 2013 Çarşamba

Fransa, Laiklik ve Zorunlu Din Dersi Üzerine


İki gün önce Fransa'da devlet okullarının duvarlarına 15 maddelik laiklik sözleşmesi asılmaya başlandı. Dini inançların bireysel olarak yaşanmasına saygı duyulduğu, fakat dini inançlar bahane edilerek okul müfredatına müdahalede bulunulmasının talep bile edilemeyeceği vurgulandı. Laikliğin olmadığı yerde demokrasi olmaz. Darısı başımıza. İlk olarak zorunlu din dersinin seçmeli hale getirilmesiyle başlanabilir. Zorunlu din dersi kaldırılmalıdır çünkü:

(1) Dini dogmalarla yetişen bireyin sağlıklı akıl yürütmesi zorlaşır. Kavramsal gerekçeler ve empirik kanıtlardan değil de inandığı dogmalara dayanarak çıkarımlar yapan -yani bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olan- birey, demokratik bir tartışma ortamında eşit bir katılımcı olamaz. Argümanı karşı kanıt ve gerekçelerle çürütüldüğü halde "benim inancım böyle, sunduğunuz kanıtlar beni ilgilendirmez!" der ve bu durumda ortak karar almak imkansız hale gelebilir. Tartışma zemininin olmadığı yerde demokrasi olmaz. Bu bakımdan, laiklik demokrasinin koşuludur. Laikliğin tesis edilmediği yerde demokrasi her an elden avuçtan kayıp gidebilecek, korunmaya muhtaç kırılgan bir yapıya dönüşür.

(2) Eğitimde dini dogmaların zorunlu olarak öğretilmesi, aynı anda fen bilimlerini öğrenen bireyde kafa karışıklıklarına yol açar. Örneğin bir yandan dini inancı ona Musa peygamberin Kızıldeniz'i ikiye ayırdığını söylemekteyken öte yandan fen bilimlerine, daha doğrusu doğa yasalarına göre böyle bir olayın yaşanmış olmasının imkansız olduğunu bilmektedir. Sonuç, doğa ve mucize arasında kalan, kafası karışmış bir bireydir.

(3) Öğrencinin mensup olduğu dini inanç, öteki dini inançlara mensup olanları ötekileştirmeyi emrediyor olabilir. Nisa suresinin 89. ayetinde olduğu gibi, ya da Tevrat'ta Tesniye 7/1-3, İşaya 15-16'da olduğu gibi kendi dininden olmayanlarla dost edinilmemesini, onlarla savaşılmasını, çoluk-çocuk demeden işkence edilip öldürülmesini emrediyor olabilir. Benzer örnekler diğer dinlerde de olabilir. Bu nedenle okulda din dersi eğitiminin sonuçlarından birisi hoşgörüsüz, hatta ötekinin varlığına son vermeyi bile göze alabilecek insanların yetişmesi olabilir. 

(4) Dini dogmalara dayanan bir eğitim alan bireyin tercihleri, siyasal iktidarlarca din kullanılarak yönlendirilebilir. Siyasi çıkarlardan kaynaklı olarak bir siyasi iktidar yurttaşlarını cihata ya da haçlı seferine çağırabilir. Dini dogmalar tartışmaya açık olmadığı için ve yanlışlanmaları da imkansız olduğu için, yurttaş söz konusu çağrıya gözü kapalı destek verebilir. Bugün Suriye'de yaşananlar da bunun etkisi de var.

(5) Bireylerin dini inançlarını bir çeşit "mana arayışından kaynaklı maneviyat ihtiyacı" dolayısıyla yaşamaları, ibadetlerini yerine getirmeleri anayasa ile güvence altına alınmalıdır. Zaten artık -mesela Türkiye'de- hangi parti iktidara gelirse gelsin, kimse cuma namazına giden bir adama kolundan tutup "gidemezsin!" diyecek değil. Kimse oruç tutan birisine "oruç tutma kardeşim, tutamazsın, istemiyorum!" diyecek değil. Artık o aşamalar geçildi. Dediğim gibi bir insan din ve vicdan özgürlüğü gereği dilediğine inanabilir ve inançlarının gereklerini yerine getirebilir; fakat inançlarının gereklerini okul müfredatına sokmak isterse ona müsaade edilemez. Aksi halde orta ve uzun vadede yukarıda saydığım sonuçlar ortaya çıkacaktır. Bunlar yaşanmamış ve yaşanmayan şeyler de değil.

Fransa'nın laikliğe bu denli vurgu yapıyor olması boşuna değil; zira Fransa Roma Katolik Kilisesi'nden politik olarak bağımsız olabilmek için çok mücadeleler vermiş, çok kan dökülmüştür. Geçmiş deneyimleri onları bugün daha dikkatli olmaya sevk ediyor. Türkiye'nin yapması gerekense zorunlu din dersini kaldırmaktır. Gayet ılımlı ve makul bir talep bu: Din dersi kalsın, ama zorunlu olmasın, seçen seçsin. Bu konuda çok fazla hassasiyet gösterildi. Biraz abartıldı. En ufak bir eleştiri bile dine karşı tehdit olarak görüldü ve "din elden gidiyor!" nidaları atıldı. İnancı, itikatı kuvvetli bir kişi bu kadar kaygılanır mı? Madem -anketlere bakılırsa- bu ülkede yaşayan insanların büyük çoğunluğu dindar, o halde neden bu kadar korkuluyor? Yoksa inançları zayıf mı?! Anlamak zor.

Ben mevcut muhafazakar hegemonyaya rağmen ileride din dersinin zorunlu olmaktan çıkarılacağını düşünüyorum. İkinci kitabım Feyerabend'in bilim felsefesi üzerinden gidecek ama bu konuları da eğitim bağlamında tartışacak. Çıkınca duyuracağım zaten.

Tamer Ertangil.