25 Eylül 2013 Çarşamba

Doğa ve Kültür Ayrımı - Doğal / Yapay Olan Üzerine


Yapay ve doğal ayrımı yapay bir ayrımdır. Bunun kadar muğlak başka bir ayrım belki de yok. Kant üzerine tartışan insanların oluşturduğu bir felsefe grubunda "Çevrecilik yeni dindir" diyen bir Amerikalı vardı. Kendisine katılıyorum. Çevreciliğin son yirmi senede aşırı derecede yüceltildiğini, adeta bir moda haline geldiğini düşünüyorum. "Zeitgeist" diye bir kavram vardır Alman felsefesinde. "Zamanın Ruhu" anlamına geliyor. Günümüzün zeitgeist'ı diğer pekçok şeyle birlikte, çevreciliğin de yüceltilmesini içeriyor. Çevreciliğinin "light" ve dolayısıyla iktidarların da işine gelen bir politik tutum olduğunu düşünüyorum. Mevcut politik sistemle uzlaştığı sürece çevreciliğin hiçbir yarar getirmeyeceğine inanıyorum. Bir reklamda diyor ya, "ABD Kyoto Protokolüne imza atmadıktan sonra biz arabaların egzostuna filtre taksak ne olur, takmasak ne olur?" Kuzey kutbunda buzulların eridiğini sürekli işitiyoruz. Kapitalizmin yıkılacağına inanmayan insanlar, kıyametin kopacağına inanıyor. Dünyanın sonuna dair filmler gişede hasılat rekorları kırıyor. Oysa dünyanın kendine özgü bir çevrimi vardır. Havalar ısınır, soğur. Eskiden dünya bir buzul çağı yaşamıştı ve sonra o buzlar eridi. Üstelik insanoğlunun müdahalesi de, sanayi gibi dünyayı etkileyen faktörler de yoktu o zamanlar. Dünya ısınıyor, sonrasında yeniden soğuyacak. İnsanoğlu kendi gücünü fazla abartıyor. Hani derler ya, "su akar yatağını bulur." En sonunda doğa intikamını alır. Dinler tarihine meraklıyımdır ve okudukça gördüğüm şu olmuştur: Her devirde yaşayan insanlar kıyametin kendi dönemlerine yakın olduğunu savunmuştur. Oysa bir türlü dünyanın sonu gelmemiştir.

Merak etmeyin, ben yere çöp atmayan birisiyim. Kimse atmasın, ama dünyayı çevrecilik ideolojisi kurtarmayacak. Tüm şu organik gıda muhabbetiyle birlikte bu moda da bir gün bir son bulacak.

Bu kısa notlar henüz sezgi ve görüş düzeyinde. Derinleştirilmiş ve gerekçelendirilmiş düşünceler değil.

Tamer.