20 Kasım 2012 Salı

Yaban Çilekleri - Ingmar Bergman Üzerine

Yaban Çilekleri (1957) - Ingmar Bergman
Hollywood sineması bize alıştırdı, taş gibi, genç, alımlı ve kadın karakter, yakışıklı, karın kasları gelişmiş, karizmatik, zengin ve başarılı erkek karakter.

Bu filmde başrol oyuncusu 78 yaşında. Victor Sjöström’ün son filmiymiş bu, zaten Yaban Çilekleri’nden 3 yıl sonra ölmüş.

Yukarıda gördüğünüz, filmin başındaki rüya sahnesine gelince, belki yıllar geçtikçe filmi unutacağım, pekçok ayrıntısını, ama bu rüyayı unutmam imkansız. Filmin 1957’de çekilmiş olduğunu düşünürsek, sinema sanatı yıllar geçtikçe geriye gitmiş olsa gerek belki de.

Bir sokakta yürür dedemiz rüyasında, kamerada onunla beraber hareket eder, ama karşı sokaktan izler onu, takiptedir, ölümün nefesi ensesindedir artık yaşlı amcanın. Ve o sokakta bir başınadır, yürür, yürür, bir ölüye rastlar, tabut taşıyan bir at arabasına rastlar ki atları süren kimse yoktur, tabut yere düşer, içindeki insana gidip bakınca kendisini görür, kendi ölüsünü. Onun öncesinde sokakta bir direğin tepesinde yer alan saate bakar, saatin ne akrebi vardır ne de yelkovanı, buna bir anlam veremez ve köstekli saatini çıkarır hemen, ancak onda da yoktur saatin kolları, zamanı gelmiştir yaşlı profesörün, sonlu hayatı sonlanmakta ve sonsuzluğun çanları çalmaktadır, saatin kaç olduğunun önemi kalmamıştır artık.

Filmin ilerleyen sahnelerinde tanrının varlığına ilişkin bir tartışma var, akıllarda yer etti doğrusu.

Profesörün 38 yaşındaki oğlu ise aynen babasının izinden gitmekte, soğuk, bencil, “rasyonel" ve çocuk istemeyen birisi.

Karısı hamile olduğunu ve bu çocuğu dünyaya getirmek istediğini söylediğinde ona “bu dünyada kendi isteğim dışında bir gün daha fazla yaşamak istemiyorum" demişti. Sorumluluk alacak birisi değildir, tıpkı babası gibi, kendinden başka birisini düşünmez.

Oysa ölüm kapıyı tıklattığında geçmiş pişmanlıklar fayda etmez. Ukteler olduğu gibi kalır, elli sene de geçse dolmazlar. Tıpkı yaşlı profesörün, gençliğinde sevdiği kızı elde edememesinde olduğu gibi, 78 yaşına da gelse, unutmaz.

İyi seyirler,
Tamer Ertangil.