5 Nisan 2013 Cuma

Özgür İrade ve Sorumluluk Üzerine

Seçimler Özgür İrade ile Yapılır.
İfa ettiğimiz herhangi bir eylemden ötürü sorumlu tutulmamız için, özgür iradeye sahip olmamız ve eylemlerimizi bilinçli olarak, bile isteye yerine getirmemiz gibi önkoşullar vardır.

Ancak insanı konu edinen bilimsel yaklaşımlar, insanın kendi eylemlerinin nedenlerine ilişkin bir bilgi sahibi olmadığını savunur. İşlevselci yaklaşıma göre esas olan, bireyin toplumun bütünündeki rolü, işlevidir. Birey tek başına kendi eylemlerini belirliyor değildir, yaptığı yer iş, sergilediği her tutum ve davranış, o topluluğun bekasını sağlamaya yöneliktir -kendisi ne derse desin.

Durkheim sosyolojisinde de özneler ahlaki özneler değillerdir. Zira kendi eylemlerinin nedenlerine dair ne söylerse söylesinler, açıklamaları ya yanlış ya da yüzeysel kalacaktır. Sosyolog, bireylerin eylemlerinin nedenlerini toplumsal düzlemde açıklamalıdır.

Freudcu psikanalizde de durum çok fazla değişmez. Evet, bireyin bilinçli davranışları da vardır. Ancak onun herhangi bir davranışı nasıl yerine getirdiğine dair söyledikleri yine yetersiz kalır. Zira işin içinde bu kez toplum değil fakat bilinçdışı vardır. Bireyin eylemlerinin çoğu, bilinçdışı nedenlerden kaynaklanır. Ahlak eğitimi ise yalnızca bilinçli eylemleri etkileyeceğinden, bireyin pekçok davranışını değiştirmeyecektir.

İnsanı “rasyonel bir iktisadi varlık" olarak tanımlayan iktisat açısından da durum benzerdir. Birey ister bilincinde olsun, ister olmasın, her zaman kendisi için en fazla yarar getirecek olan davranışları sergiler. Ticarette amaç azami kar etmekse, birey için de amaç azami fayda sağlamaktır. Mümkün olan en az maliyetle mümkün olan en fazla faydayı elde etmektir esas olan. Birey kendi davranışlarına ilişkin ne söylerse söylesin, nasıl bir açıklama getirirse getirsin, esasen yarar sağlama güdüsüyle eyler.

Sosyal bilimlerdeki bu egemen dört yaklaşımın, sırasıyla işlevselcilik(Radcliffe-Brown(antropoloji)), kapsayıcı-yasa modeli(Durkheim(sosyoloji)), hermenötik model(Freud(psikanaliz)) ve karar-kuramsal model(Gary Becker(iktisat)), ortak noktası, toplumsal bir özne olan bireyin özgür iradesini, bilinçli olarak karar alma yetisini küçümsemeleri, önemsememe eğiliminde olmaları.

Zira birey kendi davranışının nedenleri hakkında bilinç sahibi değilse, farkında olmadığı nedenlerle (toplumsal işlevi, toplumdaki rolü, bilinçdışı ve yarar sağlama arzusu) hareket ediyorsa, o halde yaptıklarından sorumlu olduğu söylenemez.

Sorumluluğun olmadı yerde herhangi bir eylemden ötürü hiçkimseyi sorumlu tutamayız. Onu daha iyi bir insan yapmak için ahlaki bir eğitime tabi de tutamayız, en basitinden paylaşmanın bir erdem olduğunu öğretemeyiz, öğretsek de işe yaramaz; zira onun davranışlarını belirleyen, aldığı eğitim değildir.

Ben bu yaklaşımları genel olarak gerekirci oldukları için tehlikeli buluyorum. Zira sosyal bilimlerdeki bu egemen akımlar ortalama yurttaşın da söylemlerini belirler hale geldi. Herhangi bir kötülük yapan bir kişi için “onu bu kötülüğe iten nedenlere bakmak gerekir" deniyor artık. Kimse kimseye hiçbir sorumluluk atfetmiyor. Kimse sorumluluk almak istemiyor. Her şeyin bir nedeni var, kimse özgürce karar vermiyor.

İnsanların bilinçli olarak da davranabileceğinin vurgulanması gerek, özellikle felsefeciler ve sosyal bilimciler tarafından. Bunun kuramsal altyapısı hazırlanmalı. Kitabım Tanrı, Özgürlük ve Ölümsüzlük’te (2013) bu konuyu felsefi olarak temellendirmiştim. Kitabın adındaki özgürlükten kastım özgür iradedir zaten.

Tamer Ertangil.