12 Nisan 2012 Perşembe

Dalgaları Aşmak (Breaking The Waves) - Lars Von Trier (1996) Üzerine

Dalgaları Aşmak (1996) - Lars Von Trier
Dalgaları Aşmak, Dogma 95 manifestosunun öncülerinden Danimarkalı yönetmen Lars Von Trier’in 1996 yapımı filmi.

Bir kere belirtmeden geçemeyeceğim, filmin çekildiği kasaba feci derecede merakımı uyandırdı, kurgusal bir mekân da olabilir elbet, ancak yine de erkeklerin denizin ortasındaki petrol rafinerilerinde, gayet ağır bir işte çalıştıkları ve bu nedenle evli çiftlerin belirli sürelerde ayrı kalmak zorunda oldukları, küçük ve dindar bir kasaba gerçekten ilgiyi hak ediyor.

Dindar dediysem, kilisesinde çan olmayan, kilisedeki ayinler esnasında kadınların konuşmasının yasak olduğu, günah işlediği düşünülen kişiler için cenaze merasimi tertip edilmeyen ve fakat bunun yerine gömülmekle yetinilen ve gömülme esnasında görevli papaz tarafından “cehenneme gitsin" dileklerinde bulunulan bir “dindarlıktan" söz ediyorum.

Bir tarikat ya da katı bir mehzep olsa gerek. Araştırmadım henüz, ama ben bu mekânın gerçek olduğunu, en azından gerçek bir mekândan esinlenerek kurgulandığını düşünüyorum.

Esas karakterin jest ve mimikleri itibariyle ilk anda gözüme yapmacık, şımarık ve sevimsiz göründüğünü itiraf etmeliyim. Öte yandan, film biraz ilerleyince, kendisinin daha önce akıl hastanesinde tedavi görmüş olduğunu, hâlen ilaç kullandığını, şizofrenik ve histerik davranışlar sergilediğini görüyor ve aslında hiç de yapmacık olmadığını anlıyorsunuz.

Hele kilise de dua ederken, tıpkı yüzüklerin efendisi‘ndeki smeagol/gollum karakteri gibi ikiye bölünerek, hem tanrıyı hem de aciz kulunu oynadığı diyaloglar yok mu…

O kendi kendine dua etmelerden sonra, artık bess ne yapsa hoş görüyorsunuz. Kıyamıyorsunuz ona. Hani delidir, "ne yapsa yeridir" gibi değil, “masum o, ne yapsa suçlu değil" gibi.

Kocasıyla telefonda konuşabilmek için saatlerce, öyle ki hava kararıncaya değin telefon kulübesinde bekleyip uykuya dalan, sonra telefon çaldığındaysa duyamayan, o derece aşık birisidir bess.

İşyerinde geçirdiği kaza sonucu felç geçirmesine rağmen kocasını yine de sevecek, hatta onun için, onun bir kez gülümsemesi için her şeyi yapacak kadar diğerkâm birisi.

Bağlılığı bağımlılığa dönüştürecek kadar rahatsız ve bir o kadar da masum,

-aynı zamanda mahçup.

Asla mağrur değil.

Harika bir filmdi, yazmayayım diyorum ama sanırım bunu da paylaşmam gerek: Film çok uzun… Her şeye rağmen daha kısa olsaydı daha güzel olurdu.

İzlememiş olanlara şimdiden iyi seyirler,
Tamer Ertangil.