9 Nisan 2013 Salı

Aşırı Konfor Düşkünlüğü Üzerine

Aşırı Konfor Düşkünlüğü Üzerine

Son yıllarda gitgide trend haline geldi aşırı konfor düşkünlüğü.

Herkes belirli ölçülerde konforu arzular. Gelgelelim, modernleşmeyle birlikte insan bedeni yorulmaz oldu, öyle ki, bütün gün oturup elde kumanda televizyon izlemenin, her ne kadar konforlu bir etkinlik olsa da, eninde sonunda insanı şişman birisi haline getirdiği anlaşıldı. Bilim kurgu filmlerindeki “ses tanıma özelliği" ile yanan ve sönen lambalar, çalışan aygıtlar, otomatik kapılar, yürüyen merdivenler ve benzerleri, anlaşıldı ki insanların kaslarını daha az kullanmasına, kalplerinin daha az çalışmasına neden oldu. Pamuk gibi ama zayıf, çalışmayan eller, buharda ısıtılmış nemli ve sıcak havlular, yavaş atan bir kalp, zorlanmayan kaslar…

Sonuç: Gelsin şişmanlık, gelsin obezite. Bütün gün yatan adam, sonra gidip spor salonuna para verip vücudu çalıştırma gereği duysun.

Şimdi daha genel bir değerlendirmeye geçelim:

Roma İmparatorluğu, çökmesine yakın, hiçbir piyade asker barındırmazmış bünyesinde. Tüm askerleri atlı birliklere mensupmuş. Zira imparatorluğun büyümesiyle gelişen zenginlik, insanları bir hayli konfora sevk etmiş, beyefendiler yorulmasın, ne yani, yaya olarak mı savaşacaklarmış? “ay üniformama çamur sıçradı, hemen temizlemeliyim" diye düşünen bir askerden ölümüne çarpışma bekler misin sen?

Şu an toplumumuzda da benzer bir gidiş var, insanlar çocuklarına kıyamıyor, onları dışarı “salmıyor", tehlikeden uzak tutmak adına eve hapsediyor, çocuklar obez oldu, üstelik risk almamak adına macera yaşadıkları yok. Bırak çocuğun dizleri yara olsun, bırak çocuk bisikletten düşsün, bırak sokakta takılsın biraz. Mıymıntı, miskin, uyuşuk olmasın.

İnsanlar rahatını bozmamak için evlenmiyor. Ya da olsa olsa geç evleniyor artık. Çocuk yapan yok -yapsa yapsa 30-35 yaşındayken bir tane yapıyor. Nüfus artışı azaldı. Kimse rahatını bozmak istemiyor. Herkes konfor düşkünü. Reklamın birinde izlemiştim: eve gitmeden önce ev serinlemiş olsun diye klimayı “sms göndererek" açıyordu ailemiz, son model arabalarında giderken. Bu nedir arkadaş? Bu ne konfor düşkünlüğüdür? Birazcık abartmadık mı?

Roma İmparatorluğu’nda olduğu gibi bizde de böyle bir rehavet egemen artık. Silkelenip kendimize gelelim.

Sonumuz iyi olur umarım.
Tamer Ertangil.