17 Ocak 2013 Perşembe

Alain Badiou - Etik (Kısa Bir Özet)

Alain Badiou
Alan Badiou, 1937 Fas doğumlu Fransız marksist filozof. Tüm şu post-modernist, edebiyatımsı felsefeleri reddeder. Ontolojiyi önemser. Bu konuda pek bilgim yok ama ontolojiyi matematikle eşleştirdiği ya da matematikle temellendirdiği ve evrende tek bir bütünleştirici ilkenin olmadığı fakat yalnızca çokluğun olduğunu savunduğunu okumuştum bir yerde. Başyapıtı Varlık ve Olay adlı kitap olsa da, Türkçe’ye Etik adlı çalışması çevrilmiştir, ve Etik, Varlık ve Olay‘ın bir nevi özeti olarak da değerlendiriliyor.

Badiou, avrupa kaynaklı evrensel insan hakları beyannamesinde temellenen bir etik anlayışı reddeder. Buna göre insan kötülükten korunmaya muhtaç, zayıf, edilgen, aciz bir varlık olarak görünür. Badiou ise kısaca kendi etiğini şöyle formüle eder: durumlarla çevriliyizdir. Bu durumların boşlukları vardır ve boşlukların doldurulacağı onlara eklenecek olaylar.

Bu noktada sadakat kavramını koyar ortaya Badiou, sadakat ki, duruma, durumun olaysal eklentisinin perspektifinden bakılması, durumun olaya göre düşünülmesidir. Olaya sadık kalma sürecinde, sadakatin durum içerisinde ürettiği içkin bir kopuş olarak hakikat meydana çıkar.

Özne nerede kalır peki? İlk başta yalnızca durumlar vardır. Bu bakımdan yapısalcı tınılar sezinleriz badio’nun felsefesinde. Özne, bir sadakatin/hakikat sürecinin taşıyıcısı olmaktan ibarettir. Şu halde özne edilgen midir? Hayır, durumlar ve dolayısıyla olaylar her zaman mevcut olduğundan, öznenin eylemine her daim yer vardır. Yeter ki hakikate sadık olsun, olayı dürüstçe, olduğu şekilde ele alsın.

Tam da bu noktada öznenin krizi/kararsızlığı patlak vermektedir: özne ya (1) çıkar-gütmeyen-çıkar yolunda devam edecek ve gerçek anlamda özne olacaktır ya da (2) varlığında sebat etmekten ibaret bir hayvana dönüşecektir. Krizi aşmak için kararsızlığı yenmek durumundadır.

Dolayısıyla özgür irade çok önemlidir Badiou için. O belirlenimciliğe, yazgıcılığa prim vermez.

Özne olmakta karar kılan varlığın, sadakatle devam etmekle karşısına çıkacak üç mesele vardır:

(1) taklitlere kapılmaması gerekir. Bunu feraset olarak adlandırır Badiou.
(2) vazgeçmemesi gerekir, dolayısıyla cesaret sahibi olmalıdır.
(3) ve mutedil olmalı, aşırılığa kapılmamalıdır; Badiou bu noktada diktatörlüğe dönüşen sosyalist sistemlere bir eleştiri getirmektedir… bir nevi totalitarizm tehlikesine karşı uyarıdır itidal tavsiyesi.

Yukarıdaki üç ilkenin ihlali kötülüğü meydana getirir.

Bu arada ilk kez bir filozofun, aşkı da hakikat türleri içine dahil ettiğine şahit olduğumu da eklemek isterim. Daha iyi öğrenmek için Varlık ve Olay‘ı okumak lazım tabi.

Tamer Ertangil.